Çin yazısının kökeni

Genel ve yaygın görüş, Çin yazısının kendi kültür yapısı içinde, bağımsız olarak, geliştiği şeklindedir. Oysa ki Çin yazısı, piktografik (semiotik) yazı => damga yazısı => sözcük (logografik) yazı gelişimini izlemiştir. Bu genel gelişim tablosundan daha önce söz ettim (Bkz. Yazının Gelişimi başlıklı yazım).

Çinliler kâğıt üstüne yazmaya başlamadan önce (yaklaşık M.Ö. 2000-1000 arası) sığır kemikleri üzerine veya kaplumbağa kabuklarının içlerine yazıyorlardı. Alttaki resimde M.Ö. 1300 yıllarında Şang sülalesinden Wu Ding döneminden kalma bir sığır kemiği kaydı görüyoruz (Kaynak: A Journey İnto China’s Antiquity, Morning Glory Publishers, Beijing, Çin). Bu işaretlerin birer logogram oldukları görüşü hakimdir. Çince’nin tek-hece dili olduğu göz önüne alınırsa her işaret hem bir heceye hem de bir sözcüğe karşıt gelmektedir. Şekillerin her biri resim olmaktan çok birer damgaya benzemektedirler. Bu bakımdan, bu yazı tarzına “Damga yazısı” demenin daha uygun olacağı görüşündeyim. Ön-Türkçe’nin de bir tek-hece dili olduğu hatırlanırsa, Çin damgalarının Ön-Türk damgalarıyla akraba veya ilişkili olmaları pekala mümkündür.

Günümüzde kullanılan Çin yazısının adı Hanci veya Hanca olması bir tesadüf değildir. Han-ca yani /hanların yazı tarzı/ hem anlam hem de –ca takısı itibariyle Türkçe ile ilişkili bir sözcük olmaktadır. Çince imparatora “Huang” denmektedir. Bu sözcük Ön-Türk kökenli Khang sözünden türemiş olduğu görüşündeyim. Japon kültüründe de Çin yazısındaki logogramlara benzeyen tarza “Kanji” yani KHANCA denmesi eski Türkçe’deki KH sesinin Çinliler tarafından H ve Japonlar tarafından K sesine indirgenmiş olduğunun kanıtıdır. Çin logogramları olan Hanci yazısında kayıt edilmiş 56,000 farklı işaret bulunmaktadır. Gündelik bir gazeteyi okumak için ise 3,000 işaret bilmek gerekir.

Japonların kendi dillerine uyarlamış oldukları Kanji yazı tarzında birçok işaret iki farklı okunuşa sahiptir. Bunlardan biri KUN, diğeri ise ON okunuşu olarak bilinir. Kun okunuşu Japonca’nın kök sözcükleri için, On okunuşu Çince kökenli sözcükler için geçerlidir. Japonca, Altay dil gurubuna ait olduğuna göre Kun tarzı okunan sözcüklerde Ön-Türkçe’nin izlerine rastlamak mümkündür.

Örneğin, Japonca Kun okunuş tarzında /su/ anlamını içeren işaret mizu olarak okunur. Bu sözcüğün tam anlamı /meyve suyu/ olmaktadır, çünkü Mİ Japonca /meyve/ demektir. Şu halde ZU sözcüğü açıkça SU sözü olmaktadır. Aynı işaretin Çince’deki On okunuşu Sui olması, Ön-Türk kökenli su sözcüğü ile doğrudan ilişkili olduğuna kanıttır.

Çin yazı tarzı zamanla gittikçe daha karmaşık hale dönüşmüştür. M.Ö. 1,000 yıllarında yapılmış olan ve Çin’in Shaanxi eyaletinde bulunmuş olan bronz kaptaki yazıları alttaki resimde görüyoruz (Kaynak: Treasures of Ancient China, Tokyo müzesi yayını). Üstteki damga yazısına göre şekillerin gittikçe daha karmaşık hale dönüştükleri görülmektedir.

Alttaki resimde yazının nasıl zamanla değiştiğini bazı örneklerden izleyebiliriz. Sol taraftaki şekiller M.Ö. 1300 lü yıllara ait iken, en sağdaki şekiller günümüzde halen kullanılmakta olanlardır.

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

prototürkçe

Ön Türk yazıtlarının örneklerini iskandinav milletlerinin eski yazıtlarında futhark alfabesinde de görünüyor ve hatta okunuyor.ancak nedense bu durum milli eğitim tarih kitaplarında yer almıyor. İşte bu durum tartışılması gereken bir durumdur

Bu konuyu

Önümüzdeki Perşembe günü SCALA kitapçısında sunacağım.
saat: 19:30

http://www.scala.com.

Scala Kitapçı: Hangecidi sok. İstiklal cad. Hacopulo pasajı,
Galatasaray

Bilgisev hocam selamlar.

Bilgisev hocam selamlar. Yukarıdaki konuşmanız nasıl geçti? Bilgi verir misiniz lütfen.

Konuşmanızın metni varsa bizlerle paylaşırsanız çok mutlu oluruz. Saygılar.

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

Bilimsel tutum

Uzun yılların araştırma ürünü olan "İmgelerden Simgelere Yazının Başlangıcı" konusunu değişik ortamlarda sundum ve sunmaya devam ediyorum. Sunularımda bilimsel tutuma çok önem vermekteyim. Yani, her söylediğim ile ilgili kaynaklarım var. Ama kendi yorumlarımı ve çözümlemelerimi katmaktan da çekinmiyorum.

Bilimsel modeller birtakım varsayımlar üzerine inşa edilir ve bu modelin öngörüleri veya sonuçları deney ve gözlemlerle karşılaştırılır. Eğer modelin öngörüleri gözlem veya deneylere uygun ise model bir kurama dönüşür ve bilim çevrelerince kabul görür.

Benim modelime göre yazının ilk şekli olan damgalar veya daha doğru ifade ile "tamgalar" tam kavram içeren şekiller ve işaretlerdir. Bu noktadan hareketle yazının ilk işaretleri orta Asya'dan türemiştir diyorum. Bu sav ne ırkçılık ne de bağnazlık içerir. Zira örnekler ve ulaştığım sonuçlar tutarlı olup yanlışlanabilir de doğrulanabilir de. Zaten bilimin en önemli özelliği yanlışlanabilir olmasıdır. Fakat bu yanlışlama aynı bilimsel tutum içinde olması gerekir. Baştan "bu tür araştırmalar ırkçılıktır ve gereksizdir" şeklinde bir karşı görüş bilimsel tutumla uyuşmaz ve asıl bağnaz bakış budur.

Bu konuda benim görüşüm bir Avrupalı veya Amerikalı bu konularda söz söylediğinde ciddiye alınıp taktir ediliyor olması fakat bir yerli kişi aynı sözü söylediğinde karşı çıkılarak suçlanıyor olmasıdır. Size bir İtalyan dilcinin son kitabından söz etmek isterim. Adı Mario Alinei, Kitabın adı: "Etruscan: an archaic form of Hungarian" Yani Etrüsk dilinin eski bir Macarca olduğunu söylüyor. Fakat kitabında ulaştığı sonuçlar şunlar:

(A) ALTAIC (TURKIC and MONGOLIAN) populations were in
Central Asia already in Palaeolithic times.
(B) When, in the 4th millennium b.C., the first cultures of
HORSE-RIDING WARLIKE NOMADS emerge in the
steppes of Western Asia, we are already confronted with
Turkic people.
(C) All warlike nomadic groups which in the course of prehistory
and history follow one another along the Eurasiatic steppes
(see figure) are ALTAIC, with the single exception of later and
intrusive Iranians, coming from their homeland in South-
Western Asia.
(D) The HUNGARIAN PUSZTA, western end of the Eurasiatic
steppes, represents the natural outlet of all the warlike
nomadic groups coming from East.

Çeviri:

(A) Türk ve Moğol toplulukları daha Paleolitik dönemde Asya'da idiler.
(B) Daha M.Önce 4,000 yıllarında Batı Asya'nın steplerinde ilk ATA-BİNEN SAVAŞÇI GEZGİNLER ortaya çıktığında Türklerle karşılaşıyoruz.
(C) Tarih öncesi ve Tarih içinde tüm savaşan gezginci gruplar ALTAYLI idiler, buna tek istisna güney-batı Asya'dan gelen İranlılardır.
(D) Avrasyanın batı ucunu temsil eden Macar grupları doğudan gelmiş olan savaşan gezginci grupların doğal uzantısıdır.

Bunları ben demiyorum ama benim görüşlerimi bu görüşler onaylıyor. Kaynak:

http://www.continuitas.com/etruscan.pdf

sevgilerimle

Runik Alfabesinin (

Runik Alfabesinin ( rune/runic alphabet) kökenleri ile ilgili olarak bilgi ve görüşlerinizi paylaşabilir misiniz Bilgisev?

Bu konuda bu sitede ve

Bu konuda bu sitede ve www.astroset.com sitesinde birçok yazım çıktı. Bunlardan biri de ODİN adı ile ilgili. Viking'lerin ve Kelt'lerin Asya kökenli olduğu kanıtlanmaktadır. Ancak, batılı dilciler bu savı kabullenmekte zorluk çekmektedirler. Bağlantı:

http://www.sonsuz.us/?q=node/964

ayrıca yazıdaki benzerlikle ilgili olarak

http://www.astroset.com/bireysel_gelisim/kadim/k28.htm

yazısına da bakabilirsiniz.

Huang ve Khang kelimelerinin

Huang ve Khang kelimelerinin birbirlerinden türemiş olabilecekleri düşünülebilir, pek garipsemiyorum.

Ama Huang kelimesinin Khang kelimesinden türemiş olduğunu düşündüren şey nedir?

Khang Huang'dan türemiş olamaz mı?

Öncelliğin kriteri nedir, bilgilendirirseniz sevinirim.

Huang sözünün aslı

Huang sözünün Khang'dan türediğine dair örnekler:

1) Khang sözünden Gang da oluşmuştur ve GANSU eyaleti kuzey-batı çinde Sincana bitişik Uygur bölgesindedir. Bakınız http://en.wikipedia.org/wiki/Gansu
2) Gansu eyaletinde Dunhuang veya Tung-Huang şehri bulunur ki bu isimde Tung = Tunguz olup kuzey asya halkına işarettir. Bakınız:
http://www.astroset.com/bireysel_gelisim/kadim/k61.htm
http://www.astroset.com/bireysel_gelisim/kadim/k9.htm
3) HUANG HE deresinin asıl adı KANSU deresidir ve KHANG-SU yani "kral su" anlamını taşır ki en uzun dere olduğundan bu ismi almıştır. Bu dere dünyadaki 6cı uzun deredir.
4) KHANJİ: Çin yazı tarzının adı olup imparator yazısı demektir. Anlamı da KHAN-CA sözü ile ilişkilidir. -CE/-CA takıları tipik Türkçe takılardır.

bilmem yeterli olabildi mi?

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş