Blog

sonsuz kullanıcısının resmi

Sonsuz Us

Bu web sitesi, canlı bir sistemdir. İnsanların duyguları, düşünceleri, fikirleri ile yaşayan bir sistem. Eğer siz de bu yazıyı okuyorsanız bu sistemden enerji alıyorsunuz demektir. Enerjinizi eklemek isterseniz üye olabilirsiniz.
Forumlarda tartışabilir, günlük ekleyebilir, kitaplara sayfa ekleyebilir, anket hazırlayabilirsiniz.
Yazılara misafir olarak yorum yapabilirsiniz, ancak yönetici onayı gerektiğinden, yorumlarınız hemen görünmeyebilir.
Us'unun sınırlarını zorlamak isteyenler için özel alana hoş geldiniz.
saron kullanıcısının resmi

Türban Fetişizmi

Kadınların türban takmasının en büyük sebebi erkeklerin etkilemek istememeleridir. Din olarak ele alındığında, kapanmak erkeğin nefsine engel olmasına yardım etmektir. Kadınlar bir yandan bu sebeple kapanırken, bir yandan da kadın olmanın verdiği beğenilme isteği arasında kalırlar. Aslında kapanmaları kendi (öz) istekleri değildir. Bunu onlara dayatan elbette erkek egemenliğidir.

samire kullanıcısının resmi

Kahin Neyi Görür?

Geleceği görmek, yaşanacakları hissetmek gibi sezgisel olaylar, sıra dışı kabul edilip ciddiye alınmasa bile cazip bulunur. Bu konuya en ilgisiz insanlar bile geleceğe dair ipuçları duyduğunda heyecanlanıp, ilgi gösterirler. Geleceği görmenin ve hissetmenin türlü ifade şekilleri vardır. Çeşitli fal bakma yöntemleri ile basit gelecek tahminleri yapılır. Gündelik eğlence dozunda gerçekleşen kehanetler dışında, uzun vadeli ve tüm dünyayı ilgilendiren kehanetler yapan ünlü medyumlar ile kâhinler mevcuttur dünyada.

özgür kullanıcısının resmi

VİTRİN...

Vurdumduymazdım bugün yine iskisi gibi.Caddede yürürken geldi aklıma en son ne zaman kaymıştı yıldız ve en son ne zaman umut etmiştim...VİTRİNLERDEKİ makenlere baktım hepsi uzaklara dikmişlerdi gözlerini , fark ettim...sanki alıkonulmuşlardı bir metrekareye..Ve ne kadar şık dursalar da hep ve önümden geçen herkes imrensede hallerine , acılar kaplıydı yüreklerinde...Ama gizlemek zorundalardı çektikleri acıları...susturulmuştır,susmuşlardır ve susacaklardır ebediyete dek..."Aslında farkımız mı var ,biz vitrinde değiliz de ne haldeyiz " dedim bir an....Göz göze geldim sonra bir kez daha.

samire kullanıcısının resmi

Sonsuzluğa Toltek Bakışı

Savaş Alanımız Sonsuzluktur

Gündelik yaşam dünyası; bizi biz yapan ya da yıkan bir şey olarak görülür. Savaş alanımız çevremizdeki dünya ile giriştiğimiz kavganın alanı değildir oysaki. Gerçekte savaş alanımız ufukta, belki de bizim düşünemediğimiz bir alandadır. Bu da insanın, insan olma biçiminden vazgeçtiği alandır.

Farkında olmadan o alana doğrudur yolculuğumuz. O alanın adına sonsuzluk denilebilse de, tam ve gerçek tanım olmak konusunda eksiktir ne yazık ki… Sonsuzluk teriminin kelimesel olarak indirgenebildiği noktada, bizde algılanan her şey eksik ve yetersiz kalacaktır.

medisis kullanıcısının resmi

Kertenkelenin Aşkı

Japonya'da yaşanmış gerçek bir olaydır.
Evini yeniden dekore ettirmek isteyen bir Japon bunun için bir duvarı yıkar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk bulunur. Duvarı yıkarken, orada dışardan gelen bir çivinin ayağına battığı için sıkışmış bir kertenkele görür. Adam bunu gördüğünde kendini kötü hisseder ve aynı zamanda meraklanır da kertenkelenin ayağına çakılmış çiviyi görünce.

Hephaistos kullanıcısının resmi

Hoş geldin

Genç bir polisin yardımıyla kaldırım kenarındaki çay ocağının sedir taburelerine oturmayı başaran yaşlı adam, o sıcak yaz gününde ilk defa bir gölgelikte soluklanabilmişti. Pırıl pırıl üniforması ve güler yüzüyle “ iyi misin şimdi amca ?“ diye sordu polis memuru Kaan. Ethem Amca nefes nefese kalmıştı ancak her geçen saniye biraz daha iyi hissediyordu kendini. Eski ama tertemiz ceketinin iç cebinden katladığı mendili çıkarttı ve ter içinde kalmış alnını silemeye başladı. “Çok iyiyim evladım” diyerek gülümsedi Kaan’a. “Sen işinden kalma ben biraz daha soluklanıp kalkarım”. Kaan’ın yüzünü acıma hissiyle karışık şevkatli bir ifade bürüdü duyduklarının ardından.

samire kullanıcısının resmi

Modern Yaşamda Doğru Beslenme Tavsiyeleri

İnsanın modern yaşamın içinde doğadan uzaklaşması sonucu beslenme alışkanlıkları tümüyle değişikliğe uğramıştır. Çoğunlukla kahvaltı bile etmeden evden çıkıp, köşe başındaki börekçiden alınan börek, simit, poğaça, tost ile aceleyle geçiştirilen sabah öğünü, fastfood ya da aşırı yağlı tabldot ile yenilen öğle yemeği, çok geç saatlerde eve varıldığı için hazır donmuş gıdalarla hazırlanan yoğun akşam yemekleri, hayatımızın içinde sıradan bir duruma geldi. Doğru olan bu beslenme şekli buymuş gibi sorgulamadan yiyerek yaşamaya devam ediyoruz.

Hüseyin AKTAŞ kullanıcısının resmi

Geliş-Gidiş

Erken geldim dedi çocuk, seni beklemek için
Özür dilerim dedi diğer çocuk, sizi beklettim
Hayır dedi diğer çocuk, geç kalan benim...

Sonra bir sessizlik oldu
Bir ihtiyar söze karıştı
Dedi ki:
-Siz gelirken buradan gidenler vardı, yetişemediniz!...

Hüseyin AKTAŞ kullanıcısının resmi

Rüya

Kendinden kaçıyorsun yani...
Kaçamazsan haber ver!
Kurtulduğun anda
Kendini kovaladığını göreceksin
Yakalayamazsan haber ver!
Bu yol öyle bir yoldur ki
Yaşayamaz ölmezse bir nefer
Hem kaçar hem yakalarsan ölmüşsün demektir
Bana ölünce haber ver!
Ben mi?
Ben ölüyüm zaten
Bir zahmet üstümü örtüver
Üstümü örterken unutma ne olur
Yanıbaşıma sen de giriver!...

GERDERC kullanıcısının resmi

Izdırap

Kafam gövdemin üzerinde
Beynimi taşıyor
Göğüsüm de sinem hep bir kafeste
Parçalayıp çıkmak istiyor
Ama canım izin vermiyor
Hep bu kemik kutudan
Beynimi gömeyim diyorum içine
Rahat durmuyor
Koyverdikçe kendini alme
Sinede yürek rahat durmuyor
Kafesi kıramazken kendisi
Başkası hiç düşünmeden söküp alıyor
Kemik kutuda akıl hapis kalıyor
Sinende ise yürek
Bir can acısında
Canin acısında cananın acısında
Hapisliğine yanıp akıldan medet umarken
Şimdi razıyım beni kafese geri sok diye
Akla yalvarıyor
Nafile ses yok akıl hapisliğinde

Toruk Makto kullanıcısının resmi

Tek başınalık.

Tek başınalıkta masumiyet vardır derdi Krishnamurti. Osho'da benzer şeyler söylemişti. Tek başımayım, sessiz bir bekar evinde, sabaha dek o sorumsuzluğu içime çekmek üzere. Maalesef burası da sessiz değil. Hatta hiç olmadığı kadar şamata dolu. Ağlayan çocuklar, ne dediği belli olmayan bir delinin naraları, bagaja iki kolon atmış, hırpani genç magandaların acı dolu, ciyaklayan melankolik şarkıları, onlara inat vızıldayan litrelik meyve suyu kapağı, köşebaşında saati umursamayan hafriyat çalışmaları, vb. Her şey seferber olup tekbaşınalığımı katletmek üzere hareket halinde.

Hüseyin AKTAŞ kullanıcısının resmi

Sabır-sızlanıyor

yıkadım
tuzladım
güneşe astım hasreti
yine de sen kokuyor
uslu
ağır
taş gibi
oturuyordu
sabrın içine kilitledim
şimdi sabır sızlanıyor...

Bilmeme üzerine...

Bilmemeye inanıyorum ben. Bugün bilmemenin savunusunu yapacağım. Methiyesi de denebilir. Bilmemezlik şaşırtıcı ve büyülüdür. Bu nedenle bilmekten hep kaçtım sevgili okuyucu. Bana “sen ne bilirsin ki” dediklerinde “bilmem ki” dedim. Mütevazılık yapmıyorum vallaha (tanığım büyük). Düpedüz bilmemekten söz ediyorum.
Oysa çoğumuz o kadar emin, o kadar bilgili ki. Hayır, bazen yaparım ama amacım iğnelemek de değil okuyucu. Ayrıca bilenlere özendiğim de olmuştur desem yalan olmaz. Ama ben bilinemezliği savunuyorum. Bilmediğimi biliyor, ama bildiğimi sandığım şeyden şüphe ediyorum sevgili okuyucu.

GÜN BUGÜNDÜR..

GÜN BUGÜNDÜR!!!!

Ne kadar dolu başlıyor her şey … Ne kadar eşsiz , heyecanla ve istekle.. Önce sorgusuz sualsiz hoşlanıyoruz , keşfetmeye çalışıyoruz , karşılaştırmadan ,yaşanmışlıkların kalıbına sokmadan olduğu gibi kabul edipte , heyecanla.. Sonra azar azar eksiltmeye , tüketmeye , gözden düşürmeye başlıyoruz yine kendimiz… Göze göz ,dişe diş ,karşılıklı… Zaten varolan olan diyaloglarda hiç sakınca yok ;onlar zaten var ve gelenlerde bizi onlarla beraber kabul edip , aynı yola giriyor bizimle. Ama rahat durmuyoruz işte..

NECRONOMICON - Şeytan

Bu bölüm NECRONOMICON kitabının "Şeytan" bölümünün çevirisidir.

Kitap için bir not: Orijinalinin olup olmadığı bilinmeyen (Engizisyon rahiplerince yapılan bir çevirisinin Vatikanda ve British Museum'da birer kopyasının bulunduğu söyleniyor) ve 8. Asırda Şam'da "Deli Arap" lakaplı Abdhul Alhzred adındaki bir Arap tarafından yazıldığı söyleniyor. Karmaşık bir lisanı, (bir kısmı Sümerce) büyüler, şimgeler ve Sümer'in Enuma Elish yaratılış destanından bölümler ve benzerlikler bulunuyor.

flight kullanıcısının resmi

evet ya...

olmuyor,olamıyorum,ümidimi de kestim...çocukluğumdan beri bi sürüye katılamadım katılamıyorum...katıldığım sürüler de sayılı kişilerden ibaret oldu hep...yine de aidiyet duygusunu tadamadım.bir seneyi geçti sanırım bu siteye geldiğim zamanlar çooook sevmiştim!uzun zamandır girmiyorum,bi baktım artmış ,çoğalmış,bölünmüş,tekrar toplanmak istenmiş...içimden yazmak gelmiyor artık buraya...zaten en son kafam güzelken baya küfürlü bi ağ günlüğü girişi yapmıştım,silinmişti:):):)

Delişey kullanıcısının resmi

Çocukluğumda Babam'ın...

Sözcüklerden oluşan muhteşem resimler çizip, kimsenin daha önce okumadığı öyküleri rengarenk boyamalı düşüncelerle… Kırmızı, yeşil, mavi, sarı, mor bir de siyah…Siyah renk değil diyenlere inat ille de siyah… Beyaz oradan bağırıyor çığlık çığlığa “ ya ben!”

Sen öyle masumsun ki, sana kıyamam, dokunamam…

Dağılmamak yaşama sarılmak için yazmalıyım, işte o zaman bana sen lazımsın. Bembeyaz sayfalar olmalısın önümde… Yazarken masumiyet gerekir kişiye… Ama düşünürken değil… Ne garip bir karmaşa değimli? Düşünürken suç işleyebilirsin beyninde, lakin yazarken masum olmalısın… Gel de yaz şimdi iyi mi?

Delişey kullanıcısının resmi

Kaygı Nasıl Yok Edilir?

Kaygıyı yaşamak ne zor. Kurtulmak daha da zor. Herşeyi kafaya takıp kendini mutsuz etmekten nasıl kurtulunur?

Hatalar tecrübelerin toplamı demiş bir düşünür de, bu tecrübeleri kullanabilmek için ne yapmalı?

Birilerine ihtiyaç duymak hastalık mıdır? İstenmediğini hissetmekden kaynaklı acı nasıl geçer?

Bu yazılanlar konusunda fikirlerinize ihtiyaç duyuyorum "Sonsuz Us" gezegeni. Gerçekten...

Savaşçı ve Derviş

İnsan ırkının, neredeyse insan sayısı kadar olan, gidebileceği yollardan önemli ikisi Savaşçının ve Dervişin yollarıdır. Bu yolları doğru - yanlış, iyi - kötü veya herhangi başka yorumla tanımlamak uygun olmayacak, sonuçta eğer bir başarı varsa yalnızca insanın seçtiği bu yola olan uygunluğu önemli olacaktır. Bu durumda “doğru” yol kişiye göre o an, o yer ve o zaman için uygun olanıdır. Her iki yolda da farklı olan tehlike ve tükenişler vardır, her yolun farklı zorlukları ve kolaylıkları ile eziyet veya tatminleri vardır, bunlar tamamen kişiliğe göre değişir.
Kısaca aralarındaki temel farklara bakacak olursak;

İçeriği paylaş