Bilinç Nedir?

Bizler çoğu zaman kendimizin, bedenimizin, duyularımızın ve düşüncelerimizin farkındayızdır. Bilincin yerinde olması demek, bir ölçüde kontrollü düşünce ya da gözlemle algılamak ya da dikkat etmek demektir. Yani, farkında, uyanık, tetikte olmaktır.

Etrafındaki dünyaya yanıt verebilecek yetenekte görünen her canlı için bilinçli denebilir: uyanık ve canlıdır; kendinin bilincindedir ve kendinin farkındadır. Bazı yorumcular, düşünceyi düşünmek ya da algıyı algılamak demek olan ulaşılabilir bilinç ile şeylerin niteliği hakkında fikirleri ya da hayalleri olmak anlamındaki olgusal bilinç arasında ayrım yaparlar. Zihinde ya da beyinde gelişen ve ulaşamadığımız olaylara bilinçdışı olaylar denir. Ancak, bilinçlilik dile ya da yalnızca kendinin farkında olmaya bağlı değildir. Örneğin, müziğe daldığımızda kendimizi unutabiliriz; ama bu fiziksel olarak kopmuş olmak demek değildir.

İnsanlar uyku, madde ya da hastalık nedeniyle bilinçli olmadıklarında bu tanımı yapmak, bize muhtemelen daha kolay gelecektir. “Kendinden geçmiş” ya da “kendinde olmayan” insanlardan bahsederiz. Beyni araştıran ve “bilincin yerini” belirlemeye çalışan bilim insanları örneğin beyin hasarı gibi bilincin belli alanlarında belli kayıplara yol açabilir olduğunu keşfetmiş ama bilincin kendini ortadan kaldırmadığı için henüz yerini bulamamışlardır. Fiziksel hasarlar ve beyin kimyası bilinci etkilediğine göre fiziksel bir neden olduğunu düşünürler.

Bilinçle ilgilenen yeni bilim, öznel deneyimlerin nöral etkinlikten nasıl ortaya çıktığını açıklamaya çalışır. Araştırmacılar belki bir gün, beyindeki kan dolaşımı ya da nöral bağları saptayıp ne düşündüğünü çıkarabileceklerdir. Dahası bazı bölgelere elektrik, ilaç ya da cerrahi olarak uyarılmasıyla kişiye gerçeklikten ayırt edilemeyecek kokular, sesler ve görüntüler yaşatabileceklerdir. Onlara daha zor gelen ise, beyindeki etkinlikleri kişisel iç deneyimle ilişkilendirmektir.

Kaçınılmaz olarak, psikologlar bilincin işlevi konusunda farklı bakış açılarına sahiptir. Aristocular bilincin fiilen beynin bir hali olduğunu ileri sürmüş, Radikal Davranışçılar ise pek bir hikmeti olmadığını, ikinci dereceden bir olgu olduğunu düşünerek, bunu göz ardı etmeyi yeğlemişlerdir.

Evrimsel psikologlar işlevselcidir. Korteksin gelişimini dil gelişimi ve sosyal  gelişim kadar, planlamaya da yarayan bir sağkalım işlevi olarak görürler. Bilinç, algıları temsil etmek, depolamak ve aydınlatmak, yani yeni ve belirsiz durumlara anlam vermek ve daha iyi kararlar almak şeklinde işlev gösterir: Bilinç, yüsek canlı türlerinin düşünceli ve planlı kararlar ve tepkiler geliştirmesini sağlayan bir sağkalım kitidir.

Bilinçli bilinçsizlik: Hipnoz olgusu. Tam anlamıyla hipnotize edilen kişiler net olarak “bambaşka bir hale” geçerler: derin bir rahatlama ve etkilere açık olma hali. Son dönemdeki çalışmalar, hipnoz süresince beyinde bilinci etkilediği düşünülen bölgerin net olarak etkilendiğinden, hipnozun gerçekten de değiştirilmiş bir bilinç durumu olduğunu düşündürmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Abonelik için e-posta yazmalısınız. Yorumda html etiketleri kullanabilirsiniz.

Gönderen: sonsuz -->

Kategori: Psikoloji - Etiketler:, ,